Ekonomideki bu büyük başarının (!) sahibi RTE-AKP.
Tahıllar, sebzeler tarlada, meyveler dallarda, çiftçiler yollarda…
Üretici satamıyor, tüketici alamıyor, her ikisi de kan ağlıyor.
Başbakanlık merdivenlerine atılan yazar kasa ile iktidara gelmişti RTE-AKP,
Bugün de kavunlar, karpuzlar, domatesler, çaylar… atılıyor yerlere.
İşte “Türkiye yüzyılı” safsatasının gerçek yüzü,
Yokluk, açlık, sefalet…
*
Bir günde gelmedik bu noktaya.
1950’lerde DP ile başladı,
Köylüyü cahil ve yoksul bırakan politikalar…
Köy Enstitülerini kapatıldı, Toprak kanunu kaldırıldı,
Cumhuriyet aydınlanması ve ekonomisi köye sokulmadı.
Bugünkü sömürü düzenini kuran ise,
24 Ocak Kararları ile Turgut Özal’dır.
30 yıl sonra düzen tıkanınca kurtarıcı olarak gelen,
15 günde 15 yasa ile düzeni yoluna sokan,
Sonra da RTE-AKP’ye miras bırakan Kemal Derviş’tir.
Hep beraber yürüdüler liberalizmin serbest piyasa yollarında,
Hepsinin de akıl hocası Dünya Bankası ve IMF, patronu da ABD.
*
24 Ocak Kararlarıyla somutlaştı,
“Çiftçiyi çökertme, tarımı yok etme politikası.”
- Tarım ürünlerinde destekleme alımları sınırlandırıldı,
- Gübre, enerji ve ulaştırma dışında sübvansiyonlar kaldırıldı.
Kemal Derviş politikalarının da hedefindeydi tarım.
1999’da IMF’yle yapılan Stand-by anlaşmasında,
Dünya Bankasınca hazırlanan Tarım Reformu (!) da yer aldı.
- Gübre destekleri en fazla üç yıl içerisinde aşamalı olarak kaldırılmalıdır.
- Tarım kredilerinin faiz oranları piyasa koşullarına bağlanmalı, Ziraat Bankası zaman içinde özelleştirilmelidir.
- Fiyat destekleriyle ya da sübvansiyonlara dayalı tarım destekleme sistemi yerine doğrudan gelir desteği sistemi getirilmelidir. (üretime değil, mülkiyete dayalı ödeme)
- Çiftçi kayıt sistemi geliştirilmelidir.
- Hükümet öncelikle buğday gibi çok önemli dış alım rekabetine giren ürünler dışında piyasa fiyatlandırmasına müdahaleden kaçınılmalıdır.
- Taban fiyat uygulaması adı altında buğday fiyatı, rakip dışsatımcının belirlediği dışsatım fiyatını temel alan en düşük düzeyde belirlenmelidir.
- TEKEL, TŞFAŞ (Şeker Fabrikaları) ÇAYKUR, TÜGSAŞ ve TMO’da çalışan 73.000 sürekli işçiden gereksinim fazlası 22.000 işçi işten çıkarılmalıdır.
- KİT’lerin kimileri hemen, kimileri de belirli bir hazırlık süresinden sonra özelleştirilmelidir.
- Tarım Satış ve Tarım Kredi Kooperatiflerinin hükümetle olan tüm bağları ve özel ayrıcalıkları ortadan kaldırılmalı; bunların sanayi kuruluşlarının borç verenlerce haczedilmesine olanak sağlanmalıdır.
*
RTE-AKP de kendisine bırakılan bu mirasa sahip çıktı,
“Çiftçiyi çökertme, tarımı yok etme politikasına” bağlı kaldı.
Prof. Dr. Gürol Ergin bu dönemde uygulanan politikanın sonuçlarını,
Tarım ülkesi Türkiye’de tarımda yaşanan “ilk”leri sıralamıştı;
- Türkiye tarihinde ilk kez şeker pancarı küspesi dış alımı yaptı.
- Türkiye tarihinde ilk kez saman dışalımı yaptı.
- Türkiye tarihinde ilk kez kurbanlık koyun dışalımı yaptı.
- Türkiye ilk kez 12 yılın 10’unda tarım ürünleri dış ticaretinde net açık verdi.
- Türkiye GDO’lu ürünler dışalımı yaptı.
- Türkiye geçmişte hiç olmadığı kadar bakliyat, tütün ve pamuk dışalımı yaptı.
- İlk kez bir Türkiye Tarım Bakanı, Fransız hayvancılığına katkılarından ötürü Fransızlar tarafından “şövalye unvanı” ile ödüllendirildi.
- 31 üretim istasyonu, 5 araştırma enstitüsü kapatıldı.
Sonuçta;
- 1990 – 2020 döneminde 4 milyon hektar tarım arazisi tarım dışına çıktı,
- 4,27 milyon hektar ekim yapılan toplam tarım alanını kaybettik.
*
Geldik bugüne,
İki yıl ekilmeyen tarlayı kiraya verecekmiş,
Tarımı ve Ormanları yok etme Bakanlığı.
Bütün bu koşullara rağmen, toprağına sahip çıkan, üretmeye devam eden,
Milletin efendisi üreten köylüyü-çiftçiyi tüccarla baş başa bırakarak cezalandıran,
RTE-AKP diyor ki;
Toprağını, üretmeyi bırak,
Efendi benim, sen git şehirde ırgat ol, hizmetkar ol bana.
İki yıl ekilmeyen tarlanı da kiraya vereceğim,
Kime?
Yabancı şirketlere, benim yanımda duran ağalara…
*
Sonuç olarak,
RTE-AKP ve yandaşları,
Bu sömürü düzenini, serbest piyasa ekonomisini sürdürmek için,
İktidarda kalmak zorundalar.
Çünkü akıl hocaları ve patronları böyle istiyor, yoksa para vermiyor.
“Borç yiyen kesesinden yer” denir,
Kesede bir şey kalmadıysa borç yiyen nereden yiyecek?
Varlıklarından, toprağından, geleceğinden yer…
Bu satırlarda çokça yazıldı;
Üretmeden tüketenler, sonunda tükenirler.
TÜ-KE-Nİ-YO-RUZ…