Günümüzde siyaset, toplumsal refahın sağlanması yerine kişisel ve kurumsal çıkarlar doğrultusunda yönlendiriliyor. Bu durum, halkın siyasete olan güvenini zedeliyor ve toplumsal muhalefetin önemini artırıyor. Siyaset, toplumun ihtiyaçlarını karşılamak ve adaleti sağlamak amacıyla yapılması gereken bir faaliyetken, maalesef günümüzde bu ideallerden sapmalar yaşanıyor. Siyasetçilerin, ilkeler üzerinden değil, kişisel çıkarlar ve iş takipçiliği üzerinden hareket etmesi, toplumun geleceğine dair umutlarını zayıflatıyor. Halk, siyasetin bir hizmet değil, rant kapısı haline geldiğini düşünüyor. Kamuoyu araştırmaları da, siyasetçilere olan güvenin azaldığını açıkça ortaya koyuyor. Özellikle kararsız seçmenlerin oranının %28 bandında olması, siyasetçilere olan güvenin ne denli düşük olduğunu açıkça gösteriyor.
Tarih boyunca, toplumsal değişimlerin ve devrimlerin arkasında halkın gücü yatmaktadır. Bu nedenle, ülkenin aydınlık geleceğini koltuklarını korumaktan ve iş takipçiliği yapmaktan başka bir şey düşünmeyen siyasetçilere bırakmak doğru değildir. Yıllardır siyasi partiler yasasının değiştirilememesi de bu gerçeği ortaya koymaktadır. Halkın bilinçlenmesi ve örgütlenmesi, toplumsal muhalefetin örgütlenerek bu tek adam düzenini değiştirerek, karar ve yetkilerde halkın egemen olmasını sağlamalıdır.
Meslek odaları, demokratik kitle örgütleri, aydınlar ve üniversiteler, toplumsal muhalefetin örgütlenmesinde ve halkın taleplerini dillendirmede önemli bir rol oynamalıdır. Toplumsal muhalefet, geniş bir tabana yayılmalı ve çeşitli kesimlere hitap etmelidir. Bu, halkın taleplerinin daha güçlü bir şekilde dile getirilmesini ve toplumsal değişim sürecinin daha etkili bir şekilde gerçekleşmesini sağlar.
Türkiye’de iki kutuplu siyasete de vurgu yapmak gerekir. Siyasetçiden umudunu yitiren toplumsal muhalefet, tüm halk kitlelerinin de benimseyeceği bir adayla ülkede yeni bir çıkış yolu arayabilir. Bu, toplumsal muhalefetin etkisini artırabilir ve toplumun çeşitli kesimlerini bir araya getirerek daha geniş bir taban oluşturabilir.
Sonuç olarak, kurtuluşu sadece siyasetçilerde aramak yerine, halkın bilinçlenmesi ve örgütlenmesinde aramak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Toplumsal muhalefetin örgütlenmesi, meslek odaları, demokratik kitle örgütleri, aydınlar ve üniversiteler tarafından gerçekleştirilmelidir. Bu sayede, halkın gücüyle toplumsal değişim ve dönüşüm sağlanabilir. Halkın bilinçlenmesi ve örgütlenmesi, siyasetin amacına uygun bir şekilde yapılmasını sağlayacak ve toplumun refahını artıracaktır.