Ortadoğu’dan,
Efrin’den,
Yemen’den,
Karabağa
evrenin dört bir yanında sömurülenlerin,
acı çekenlerin yalnızlığını,
sahipsizliğini onlar adına;
Taş devrinden günümüze en güzel aşk şiiri gibi taşıyan,
dalga dalga
“Jin Jiyan Azadi” çığlığını dillere pelesenk eden,
her kadına özgür düşüncelere ve düşlere dalma gücü veren,
direnişin ve zafer kazanmanın güzelliğini,
tüm dünyaya duyurarak ortaklaştıran enternasyonal Kobane’li kadın ve erkek yiğitler…
Dünyayı sömüren,
Ortadoğu halklarını kana bulayan
küresel sömürgecilerin,
vahşi,
kan emici oligarşik diktatörlerin baskı ve sömürüsüne,
zulmüne boyun eğmeyen Mezopotamya’nın ve Demirci Kava’nın
savaşçı yiğitleri…
Selam olsun sizlere!
Zalimin çanağından beslenen siyasal İslamcıların,
esaret ve yobazlığı elden bırakmayan küresel ağa babaları,
herkes duysun ki;
Evrensel bir sevdanın dayanılmaz muştusu ezgiler eşliğinde Kobani’den dalga dalga tüm dünyaya yayıldı/yayilaacak…
“Düştü düşecek” diye rüya görenlerin gidip görmesi gereken yer dünyaya direniş ve özgürlük ışığı saçan Kobane.
Top ve mermi seslerinin;
Zılgıtlar,
türküler,
kadın ve erkeklerin ele tutuştuğu halaylar eşliğinde atılan zafer çığlıklarıyla boğulduğu bir bir başka güzelliğin adıdır Kobane!..
Ortadoğu’da sınırların yeniden siyasal İslamcı tetikçi katiller eliyle çizildiği günümüz de;
Kobane direniş günlerini ve o günler de yaşananları yeniden anımsamak gerek.
Tüm dünya seyrederken;
Küresel emperyal güçlerin kendi çıkarları ve bölgede kullanmak için kurdukları siyasal İslamcı;
Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) kuşatması altında bulunan Rojava’da ki Kobane,
çok yoğun saldırılar yaşıyordu.
Kobane halk her taraftan kuşatılarak imha edilmek istenildi.
Çığlıklar,
gök semaya ulaştı kör/sağır insanlığa ulaşmadı.
O dönem;
PYD eş başkanı Salih Müslim’in gerek tüm dünyaya,
gerekse ülkemize yönelik yaptığı çağrıları bir türlü karşılık bulmadı.
Yalnızca dünyanın dörtbir yanından enternasyonalist devrimciler sadece canlarını yanlarına alarak bu sese kulak vererek dayanışma ağını ördüler.
Çünkü;
Siyasal İslamcı katil sürüsü IŞİD kendi başına kurulmamış lojistik destek görmemişti.
Gerek küresel sermaye gerekse bölgede ki işbirlikçi oligarşik güçler her ne kadar kağıt üzerinde karşıymış gibi gözükseler de süreç içinde öyle olmadığı da ;
Tüm dünyanın gözü önünde yaşanan kuşatma ve saldırılar bölge ülkelerinin ve küresel emperyal güçlerin bilgisi dahilinde ve onaylamaları sonucunda anlaşılmıştır.
Düşünün ki;
Bölgenin yıllardır birlikte bur arada sorunsuz yaşayan kadim halkları;
Ezidi
Türkmen ve Arap’ların katledilmesine seyirci kalınarak göz yumuldu.
Yıllarca;
Kobane’nin mazlum halkları siyasal İslamcı katil sürüsü İŞİD katliamcılarının eline bırakılmış durumdayı.
Çünkü;
Küresel sermayenin ve bölgede ki yerli işbirlikçilerin ulusların kendi kaderini tayin hakkı diye bir dertleri hiç bir zaman olmadı.
Onların tek derdi yer altı,
yer üstü doğal zenginlik kaynaklarını sömürmektir.
Bölgede ki kimi ülkeler küresel sermayenin isteklerinin dışına çıkıyor olsalar da genelde birlikte hareket etmekteler.
Ortadoğu’da kimi ülkeler;
Suriye’de ki içsavaşın başladığı ilk günden beri;
El Kaide,
İŞID,
El Nusra gibi yapıları gizli gizli destekledi,
bu güne kadar da desteklemeye de devam etti.
Bir başka siyasal İslamcı “Müslüman Kardeşler’in başarısızlığının ardından tüm desteklerini ÖSO içindeki El-Nusra adı başka bir katil sürüsüne verdiler.
ÖSO çözülünce de açıktan IŞİD ile işbirliği içinde çalışmaya başladılar.
Küresel güçlerin açık/gizli desteklediği bu ülkelerin Suriye iç savaşına müdahale etme gerekçeleri çok açıktı;
Şii ağırlıklı Esad yönetimine karşı Emevi Muaviye kültürünü,
siyasal İslamcı faşizm ideolojileri ile uyumlu hareket edecek çeteleri güçlendirmek ve de dört parçaya bölünmüş Kürdistan’ın kadim halklarının,
Kürtlerin kendi kaderlerini tayin hakkının tümüyle ortadan kaldırılması koşullarının yaratılması.
Küresel güçlerin baskısı sonucunda bölge ülkeleri zaman zaman siyasal İslamcı çete IŞİD’e tavır alıyor gözükseler de kurdukları bağı hiç bozmadı ,
kullanması gerektiği yerde dibine kadar kullandılar.
“Kobane düştü düşecek” diyenlerin çok rahatıkla;
Rojova halkının özerkliği ve tüm halkların kendi kaderini tayin hakkını engellemek için her yolu denedikleri bir dönemden geçerek bu günlere geldik.
O günler de;
Ülkemiz de yaşanan sanal sahte “Çözüm süreci”ne karşı çıkarken bu iki yüzlü paradigmadan hareket etmiştim.
Rojova’da,
Kobani’de,
Efrin’de kısacası;
Dışarıda zulüm varken içeri de “Barış” olamazdı.
Olmadı da!..
Ayrıca;
Şurasi açık ki Kobane’de yaşananlar ülkemizde ki Kürt sorunu yerel birsirun olmaktan çoktan çıkmış dört parçayi da kapsayan hatta bölgede egemenlik ve sömürü derdinde olan küresel emperyal güçlerin ve yerli işbirlikçi oligarşik güçler önemli bir sorunu haline gelmiştir.
Kobane’den yola çıkarak;
Günümüzde gerek bölge barışının ve Ortadoğu’da kanlı savaş politikalarının ve de sömürünün/kanın durması iç barışın yaşanması için ciddi bir toplumsal muhalefetin örgütlenmesi getir.
Günümüz de hala Ortadoğu halklarını özellikle,
terörist olarak göstermeye çalışılan Kobane’nin masul ve kadim halkı,
küresel silah tüccarlarının tanklarına,
toplarına,
kimyasal silahlarına,
o,
çirkin erkeklerine karşı;
O güzel ve yiğit kadınları/erkekleri ile direnerek/savaşarak yaşam alanını az ve yetersiz gücüyle,
enternasyonal dayanışmayla savunmaya/savaşmaya devam ediyor.
Bir halk düşünün ki;
Kendi kaderini kendisi belirlemesi uğruna tüm insanlığa kanıyla/canıyla ağır bir bedel ödeyerek özgürlük mücadelesi destanı yazmakta.
Dünyaya insanlık dersi vermekte,
dayanişma ve ortaklaşmaňın yolunu ve başarısını göstermekte.
Enternasyonalist bir ruhla yaşatılan Kobane direnişi;
Başta Türkiye halklarının Devrimci Kurtuluş mücadelesi olmak üzere tüm ezilen dünya halklarına örnek olacak anlam ve değerdedir.
Rojova’da enternasyonalist bir ruhla mücadele eden,
bu uğurda yaşamını seve seve veren başta can yoldaşlarımız;
Mahir Arpaçay ve Alper Çakas olmak üzere genç bedenlerini siper eden tüm yoldaşlarımızı, dostlarımızı ve tüm devrimci değerlerimizi saygıyla anıyoruz.
Direnene Dövüşene Düşene bin selam olsun.
Şiir Sevdanın Militanıdır!
Aşk Örgütlenmektir!