Getting your Trinity Audio player ready... |
Fotoğrafta görülen o altın başaklı buğdaylar, son yıllarda pek çok köyümüzde görülmediği gibi, bu tarlalar yerli buğdayımızı da artık büyütmüyor.
Bu topraklarda buğday yetiştirmek köylümüz için artık hiç mi hiç ekonomik değildir.
İlk neden (!) kendi tarlasından yetiştirip harmanından kaldırılan yerli buğday, tohum olarak ekilemiyor.
İsrail’den ithal edildiği söylenen ve ekilen tohumluk buğdaydan, elde edilen hasattan tohum olmuyor.
Bu buğday sadece öğütülüp, fırında ekmek olarak pişirilip, sofrada tüketiliyor.
„Yok, ben atadan öğrendiğim gibi, harmanımdan kaldırdığım buğdayı eker, mevzuat falan dinlemem desen de”, bu ithal tohumun buğdayı tarlada yeşermiyor. Yani tohum yapılamıyor.
İşte o zaman tarlaya tekrar buğday ekmek için yeniden tohuma ödenen para maliyeti yükseltiyor.
Bu tarlalara tekrar buğday ekilememesinin bir nedeni de; tarlaya atılan gübremin fiyatları.
Bir diğer sebep ise; daha vahim.
Zenginlerin denizdeki yatlarına kullandıkları mazotu, köylümün traktöründe kullanması için, 3-4 misli fahiş bir ödeme yapması gerekiyor.
Oysa, pırlanta gibi mücevherde sıfırlanan vergi, köylümüzün toprağını işlelerken kullandığı mazotta ve gübrede belli bir dönem için de olsa sıfırlanması gerekir.
Bu nasıl bir anlayış ve uygulamamın sonucudur ki; eskiden kendi buğdayını yetiştirip, ambarına koyan köylü, artan buğdayının bir kısmını tüccara veya devlet ofislerine dahi satabilir iken ve devlet de bunu dışarıya ihraç dahi edebilir iken,, son yıllarda ülkemizde tüketilen buğdayın yarısı dışarıdan ithal edilir olmuştur?
Bu son çeyrek yüzyıldan beri Türkiye’de uygulanan tarım ve beraberinde gelen köyde yaşam politikası Türk köylüsünü, köyden göçe zorlamış olup, köyde kalanların çocukları da kapanan köy okulları yerine, sabah akşam taşımacılıkla merkezi bir köy okuluna getirilip götürülmektedir.
Öğretmenini de köylüden uzaklaştıran, tarımda efendisini desteklemeyen sistem, köylünün yarın için köyünde hayal kurmasını da yok etmiş oluyor.
Fazla ötelere gitmeyelim.
Aşağıda vereceğim 3 ülkenin 2021 yılında tarımın değişik gıda mahsüllerinden ABD 122 milyar dolarlık ihracat yaparken, Türkiye’nin bazı illerinden dahi küçük toprağa sahip Hollanda 110 milyar dolarlık ihracat eder iken, 870 bin km kare alan toprağa sahip Türkiye, sadece 18 (onsekiz) milyar dolarlık ihracat yapmıştır.
Kendi kendine yeten ve başka ülke insanlarının sofralarını donatan Türkiye, şimdi başka ülkelerinin ne derece sağlıklı olduğu bilinmeyen gıda ürünlerini sofrasında tüketmektedir.
Fotoğrafın sol üst bölümündeki bir tarlada, bu konuda uzman komşu köylülerin oraklarla biçtikleri altın başaklı buğdayların demetlerinin bağlanması için, yolunan buğday saplarına hafif su serpiştirip bağ hazırlar, buğday demetlerin harman yerine taşınıp, tanelerin buğday başaklarından ayrılması için manda ve de atların çektiği, altında çakmak taşları bulunan döğen ile harmanda dövüldükten sonra, buğday tanelerinin ambarlara konma işi, okul yaz tatillerinde severek yaptığım bir işlev idi.
Türkiye, pek çok alanda olduğu gibi, hem de titremesine gerek kalmadan, avuç içlerini kısa bir süre şakaklarına dayayıp, düşünüp, tarım politikasında da kendine gelebilir.
Remzi Uysal
Lübeck, 15 Mayıs 2022