Getting your Trinity Audio player ready... |
Bilmem hatırlar mısınız bir tarihte Armenian Secret Army for the Liberation of Armenia , bir başka söylemle Ermenistan’ın Kurtuluşu için Ermeni Gizli Ordusu adlı örgütün kuruluşu 70 li senelerin başında olsa gerek. Dünyanın çeşitli yerlerinde gerçekleştirilmiş 50 den fazla bombalı saldırının sorumluluğunu üstlenen örgütün adının ASALA olduğunu bilmekteyiz. Bu örgütle, Türk diplomatlarına yönelik eylem içinde ilk vukuatları 1973 senesinde California Santa- Barbara’da Başkonsolos Mehmet Baydar’a karşı 27 Ocak tarihinde suikast düzenlemesi ile tanıştık. Aynı saldırıda Konsolos Bahadır Demir de yaşamını yitirmişti.
Daha sonra Viyana da Büyükelçimiz Daniş Tunalıgil 27 Ekim 1975 bir suikasta kurban gittiğini üzülerek öğrendik. Daha sonra aynı yıl Paris Büyükelçimiz İsmail Erez’i bir suikasta kurban verdik. Bundan sonra Türk diplomatlarına yönelik bir seri cinayetlerin kökünde, ASALA nın adı kara leke olarak kazınmakta idi. Tarihin içine doğru filmi geri sarabilirseniz 15 Mart 1921 tarihinde Talat Paşa Berlin’de evinin önünde Ermeni Soğomon Tehliryan tarafından ensesinden vurarak öldürür. Türk diplomatlarına veya önemli Türk değerlerine yapılan bu suikastlar ilk değildir, ama yurt dışında Türklere karşı yapılan suikastlar içinde önemli bir yer işgal eder.
Bu eylemciler 21 ülkenin 38 şehrinde 39 silahlı, 70 bombalı olmak üzere 110 saldırı gerçekleştirdiler. Bu saldırılarda 42 Türk diplomatı, 4 yabancı uyruklu insan, hayatlarını kaybederken 15 Türk ve 66 yabancı uyruklu insanlar yaralandılar.
Rahmetli Bülent Ecevit’in 3 üncü Başbakanlığı döneminde, İç İşleri Bakanlığı müsteşarı eski Ordu valisi tarafından bakanlığa çağırılmıştık. Bakanlığın bünyesinde İstanbul, Ankara ve Adana’da kriminal laboratuvarlar kurmamız istenmişti. Bu çalışmalar içinde bir çok değerli emniyet mensuplarını tanımıştım. Bunlardan bir ikisi İstanbul Emniyet müdürü rahmetli Şükrü Balcı’yı, Ankara’da Nazmi İyibil’i tanımıştım. Konu ile ilgili Almanya’da, Frankfurt’ta bir toplantı yapılacaktı. Bu toplantıya gittiğimizde, Kapıda uzun boylu esmer, dalgalı siyah saçlı , kara kaşlı biri ile karşılaştık. Kendini tanıttı,’ Ben ‘dedi, ‘Abdullah Çatlı, sizinle bir ön görüşme yapmak istiyorum.’ Abdullah Çatlı’yı o tarihte tanımıştım.
ASALA cinayet şebekesine karşı Türkiye’de, bir başka eylem planı kurmakta gecikmedi. Diplomatların, vazife gördüğü ülkenin emniyet kurumları tarafından koruması gerekirken, ve suikastların faillerinin yakalanması beklenirken, o ülke tarafından savsatıldığını izlemiştik. Bu nedenle Türkiye doğrudan ASALA ya yönelik bir senaryo çalıştırdığını düşünmekteyim. Bu takımın içinde bir çok önemli, ancak isimleri bilinmeyen değerler vardı. Nasıl oldu ise, 80 li senelerin sonunda bu terör örgütü militanları ortadan yok oldular.
Zaman geçti 3 kasım 1996 da gece İzmir den Bursa’ya giden yol üzerinde Susurluk beldesinde, dinlenme tesislerinin hemen sonrasında park yerinden çıkmaya çalışan bir kamyonun altın 160 kilometre hızla giren Mercedes 600 model bir aracın içinde 4 kişi bulunur. İstanbul eski emniyet müdür yardımcısı Hüseyin Kocadağ, Abdullah Çatlı, Gonca Us ve Şanlı Urfa milletvekili Sedat Edip Bucak. Burada bilinmeyeni çok bir denklem var ki, konularla kişilerin arasında bağlantı kurup, senaryo yazmak oldukça zor olsa gerek. Bir çok konuda gizli bağlantılar bulunması mümkün, ancak bu bileşkede hangi konu üzerinde yapılanma olduğunu araştırmak zordur. Millet vekili , eski Emniyet Müdür yardımcısı, Yasa dışı yaşayan bir adam ve bir kadın.
Günümüz Türkiye’sinde de bazı konular okuyoruz, dinliyoruz ancak aralarındaki bağlantıyı kurmakta zorlanmaktayız. Salgın sürecinde ekonomimizin düzgün işlemediği bir dönemde, tasarruf tedbirleri telaffuz edilirken, 50 milyon lira verilerek 3 adet zırhlı Mercedes 600 model aracın alınmasını halk yadırgadı. İktidar partisinde bir çalışanın lüks aracının içinde kokain içmesini, ve bunu sosyal medyada marifetmiş gibi yayınlamasını, yasa dışı karanlık işler çeviren yeraltı dünyasından bir kişinin sosyal medyada söylev atmasını, organize bir şekilde gri pasaportla yurt dışına insan kaçırma konusunda kamu görevlilerinin çalışmasını yadırgamaktayız. Her gün ortaya temcit pilavı gibi konan 128 milyar doların akıbetinin saklanmasının yanında, bir resim dolaşmakta. Resim Saray da çekildiğini tahmin ediyorum. Yuvarlak masada 4 kişi oturmakta. Bir tarafta Katar Emiri Tamim Bin Hamad Al-Sani, karşısında Cumhur, sağ yanında Katar Emirliğinin Ekonomi bakanı Ali Şerif Emadi , ve Ali Şerif Emadi’nin karşısında ülkemizin milli Damadı, Berat. 6 Mayıs 2021 tarihi itibari ile Ali Şerif Emadi yolsuzluk ve görevi kötüye kullanmaktan göz altına alındı.
Bir ülkede karanlık işlerin, devletin haberi olmadan icra edilmesinin mümkün olmadığını düşünmekteyim, aksi oluşursa, o zaman istihbarat sistemi çalışmadığı ortaya çıkar ki, bu bir ülke için kırılma noktasıdır, diye bir sözüm geldi söyledim hem nalına hem mıhına.
Metin Atamer