REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Sol Medya

Siyasette Taban !

Siyasette tabanın sesinin tavanın sesiyle birleştiğini hiç gördünüz mü? Her ne kadar aynı düşünce olarak görünse de, iş uygulamaya geldiğinde, çıkarlar uğruna savunulan ilkeler çiğneniyor. Taban bu ilkeleri savuna dursun, tavan kendilerinin yarattığı ve koltuklarını sağlama alan koruma zincirini daha da kuvvetlendirmeye çalışıyor.
Siyasi partilerdeki temsilciler, “temsilci” olduklarını ve asıl olanın üye olduğunu çok iyi bilir, ne yazık ki eylemsel olarak asıl olanı takmaz ve vekil olarak kendisini kaf dağında görür.

Siyasette Taban !
Yusuf Ziya LEBLEBİCİ
Yusuf Ziya LEBLEBİCİ( yusufziyaleblebici@gmail.com )
21
15 Ekim 2020 - 16:29

Ben kendi kendime ” neden lobiler oluşturulup ,dernekler açılır ” diye hep düşünmüşümdür. Ne gereği vardır bu kadar külfete! Zaten bu tür kulüpler ve dernekler siyasi partilerin içinde oluşturulmuyor mu! Lobiciliğin, hemşehriciliğin, adamcılığın, askerciliğin bu denli yaşandığı ve oyunların oynandığı sahalarda ayrı bir kurum oluşturmaya gerek yok! Nasılsa hakem de, gözlemci de, hatta rakip de kendileri olduğuna göre tribünlerde bunları izleyen taban kimdir ki? Köşebaşlarını tutmuş, “kovsan gitmez, satsan alan olmaz” türü dinazorlar, tabanı takmaz, sesini çıkaranı da rahat bırakmazlar….

Vururlar mı, yok canım onu yapmazlar işte. Politik oyunlarla seni tek başına veya azınlıkta bırakır ve sesini keserler!
Olmayan ses kesilir mi diyebilirsiniz. O da doğru! İnsanoğlunda zaaf olduktan sonra “zarf” olmaya müsaittir. Birileri tarafından yazılan ve senaryolaştırılan mektupları, hatta o zarfın içine giren dinazorları bir yerlere taşıyıp dururlar. Buna artık “zarf” diyorum. Önceki yazılarımda “tekerlek” demiştim ama bazılarına çok dokunduğu için bana tepki gösterdiler.!

Her neyse, bu zarflar dinazorlar tarafından yalanınca iş biter. Halbuki yalananın pul olduğunu düşünemezler bile!
Seçilmiş biri bana “biz çok kişiyi taşıdık, şimdi de siz taşıyın” diyor. Tamam taşırız, ama “adam gibi adam” taşırız. Hele siz biraz kenara çekilin de izleyin bakalım. Çıkarların olmadığı, oyunların oynanmadığı, asıl olanın “halk” olduğu bir ortamda zaten siz olamazsınız bile…

Seçen ne bekler, seçilmiş ne verir?

Seçilmişleri kim seçiyor? Tabanın içinden seçilmiş mi, lobilerin kendi aralarından seçtikleri ve tabana “bizim ilkelerimiz için seçin” dedikleri, aslında “bizim” derken sadece lobi’yi kasdettiklerini anlayamayan taban oyunu verir ve madalyasını takar!

Kimini parlamenter, kimini meclis üyesi, parti meclisi, yönetici yapar. Peki bu seçilenler ne yapar? Kimi muhalefetteyiz gücümüz yetmiyor diye işin içinden çıkmaya çalışır, ama ne gündem yaratır ne de medyayı kullanır. Lakin her nedense güçleri yetmediği halde kendi işleri iyiden iyiye açılır. Kime hesap verecek, daha doğrusu kim hesap soracak? Neyse, bunlar partilerdeki iktidarların lobiciliği. Peki bu partilerin muhalifleri ne derece doğru yolda? Muhalif gruplarda bir davetiye geldiğinde kanat değiştirebilecek vasıfta yığınlarca insan var. Nasılsa muhaliflik kadar kolay bir şey yok. Birine kızdın mı al sana muhaliflik.

Oyunların, çıkarların cirit attığı bu ortamlarda ne yazık ki bazıları da “kişilik” erezyonuna uğruyor. Onursuzca, hayasızca hakaret eden bir kişi, maalesef ertesi gün hakaret ettiği kişilerin saflarında yerini alabiliyor. Şimdi onursuz olan kimdir diye düşünülmez mi?

X kişiye karşı güç oluşturmaya çalışan, diğer taraftan da aslında o kişiye güç katan ve iki yüzlü olanları gördükçe “siyaset bir sanattır (!)” diyorum. Bu öyle bir sanat ki; ne Maradona’nın futbol oyunu, ne de Asena’nın kıvraklığı halt etmiş.

Türkiye’deki parti içi siyasetteki bu sanatı geçecek tek sanatçı tanıyorum o da Amerika!

Çark, içine çektiği kişileri dişlilerinin arasında şikayetçi olduğumuz o sistemin bir parçası haline getiriyor. Sistem öyle bir kurulmuş ki, sesini çıkaran eğer güçlüyse ağzına bir parmak bal sürüp susturuyor, yok eğer arkasında bir güç yoksa ciddiye bile alınmıyor. Ve işin en ilginç ve üzülecek yanı ise taban kelime anlamında olduğu gibi “taban”da kalıp üzerinde onaylamadığımız bir siyaset yapılıyor.

Halk için çalışmak ve mücadele etmek isteyenlerin mevcut partiler içerisinde barınma şansı yok gibi.
Kapısından girdiğiniz anda, ya bir delege ağasının kanatları altına girip parası bol olanları bir yerlere taşıyacaksınız, ya da yalnız kalacaksınız. Bu iki şıkta da partiler içinde halk için yapılan bir şey yok.

Çok eylem planları ortaya konduğunu, bu planlara öncülük edenlerin bir şekilde susturulduğunu biliyoruz. Parti içi muhalifliğe soyunup da seçimlerde aday gösterilince susanları, arkasından konuşup yüzüne karşı övenleri de çok gördük. Bu ya bir mevki, ya da mevcut delege ağalık sistemiyle oluyor.
Sorun partilerin içindeki program değil uygulanan sistem. Ki- ben kongrede aday olan kişinin gelen bir telgrafla ihraç için disipline verildiğini ve aday olamayacağını bile gördüm.

Herkes o koltuğa oturana kadar şikayet ediyor koltuk kendine verildiğinde ise geçmişteki şikayetlerin hepsi bitiyor ! Bireysel olarak rüşveti alıyor ve yola çıktığı düşüncelerini kendi çıkarları doğrultusunda çekmeceye koyuyor.

Bu belirli bir partide değil hemen hemen tümünde mevcut. Bırakın siyasi partileri neredeyse derneklerde bile var.
Benim düşüncem, tümündeki sisteme haykırıştır. Haykıran ve bu sisteme karşı olanların yan yana gelmeleri gerekiyor. Ancak bu çok kez denendi ve başarı sağlanamadı. Demek ki ya takım oyuncuları yanlış, ya da oynanan saha veya idari kadro! Ya takım, ya arkadaşları değişecek, ya da forma! İdari kadro tepeden etrafına duvarları örmüş kimse yıkamıyor! Takım ve formanın değişemeyeceğine göre idari kadronun değişmesi gerekiyor.

Kimse kendini kaybetmeden asıl olanın “halk” olduğunu düşünerek adım atarsa başarı sağlanır. Yok eğer halk için çıkıp da “egom” veya “cebim” derse insanlar haykırmaya devam edecektir duyan olmasa da!

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
Advert

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.