REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Sol Medya

Yaşam, .Fırtına Sonrası Yağmurla Dans Etmeyi Öğretmektir

TATİLİ NEREDE YAPTIĞINIZ ÖNEMLİ DEĞİL, ÖNEMLİ OLAN BİRİKTİRDİĞİNİZ ANILAR VE YAŞAMMIŞLIKLARINIZDIR.

Yaşam, .Fırtına Sonrası Yağmurla Dans Etmeyi Öğretmektir
Özden İLHAN
Özden İLHAN( ilhan@gmail.com )
85
11 Ekim 2020 - 13:47

Nihayet tatil günü gelmişti. Cansu, sevdiği şarkıları dinleyerek, bazen babasıyla sohbet ederek yol alıyorlardı. Annesi genelde sessiz onları dinliyordu.

Bazen, yol boyunca ormanlık arazide ağaçlar arasında, büyüleyici görüntü, kır çiçekleri, yeşilin her tonu doyumsuz güzellikler sergiliyordu. Seyrine doyum olmaz manzara, yolun iki yanından akarcasına geçiyordu. Cansu ailesiyle birlikte tatile gitmeyi ne kadar çok özlediğini fark etti. İki yerde mola verdikten sonra nihayet dönemeçli yollardan ilerlerken yol boyunca denize dik inen dağların arasından şehir ve deniz görünmüştü.

Kampa geldiklerinde henüz gün batımı gerçekleşmemişti. Hala denizde yüzen ve serinliğin tadını çıkaran insanlar vardı. Kendilerine ayrılan iki odalı eve yerleştiler. Cansu bavulundan alelacele şortunu bularak giydi. Sahile doğru yürüdü.
Islak kumlar denizin dalgalarıyla birleşiyor, kumsalın etrafındaki bitkiler hafif bir yaz rüzgârıyla salınıyordu. Terliklerini eline alarak, ıslak kumların üstünde yürüdü. Ara sıra ayaklarına gelen deniz suyunun verdiği serinliği hissetti.

Yirmi dakika tek başına sahilin sonuna kadar yürüdü. Elinde bulduğu küçük bir dal vardı.

Gün batımı güneş ufuk çizgisini kızılla boyarken elinde taşıdığı dal ile sahilde, biraz önce denizin çekildiği ıslak kumlara “Cankut” yazdı.

Kendi de, yazdığı isme çok şaşırmıştı. Cankut, İşe ilk başladığı zaman kendisiyle ilgilenmişti. Kumral, kahverengi gözleri olan, uzun boylu, zayıf hoş biriydi. Sonra tayini çıkıp gitmişti. Beraber geçirdikleri anıları bile yok denecek kadar azdı.

Cankut çalıştığı iş yerindeydi. Cansu’ya “tayinini ailesinin olduğu ile istemiş, tayinin olma olasılığı olduğunu “ söylemişti. “ İki ay içinde belli olacağını “ söyleyerek, “ benimle evlenip gelir misin? “ diye sordu. Cansu “ailemi bırakıp gelemem “ dedi. Cankut o zaman “ iki ay beni bekle, eğer gitmezsem seninle güzel bir beraberliğimiz olacağını düşünüyorum. Lütfen beni iki ay bekle“ demesini, Cansu başıyla onaylamıştı.
İki ay içinde birbirlerini hiç görmemişlerdi. İki kez telefonla Cankut aramıştı. Son telefonu ise iç açıcı değildi. Memleketine tayini çıkmıştı ve ondan sonra hiç görüşmemişlerdi.

İşte bilinçaltı! Neyi ne zaman insanın önüne getireceği hiç belli olmuyordu. Psikolojik dünyamızın merkezi olan sosyal bellek, yaşanılan olumsuz, size hüzün ve acı veren olayların kayıtlarını tutar. Fark etmeyiz ama zamanı gelince bizler de kalan her soru, aklımızın köşesinde kalır. Mutlu ve güzel hatıralar değil, acı anıları depolarız. Bu yüzden yaşadığımız acı olayları mutlu anılarımızdan daha çok hatırlıyor ve kendimizi üzüyoruz. Keşke kafamıza takılan bu tür anlamsız hatıraları ve üzüntüleri bilgisayarlardaki gibi silme tuşuna basarak tamamen silebilseydik. Bazen önemsemediğiniz hayal kırıklığı, yaşanmışlıklar, insanın içini acıtıyordu. Cansu, bu kadar etkilendiğinin farkında değildi. Birkaç gününü huzursuz geçirdiğini hatırladı.

Cansu bir anda bir şarkı mırıldanmaya, bir taraftan da yazdığı ismi silmeye başladı. Deniz, kum, güneşin tadını çıkartma vaktiydi. İçinde kopan fırtınaların yansımasına izin vermemeliydi. Söylediği şarkıyı biraz daha sesli söyleyerek, düşüncelerini bastırmak ister gibiydi. Telefonunun çalan sesinden bir an ürktü. Sıcacık ve şefkatli bir sesle babası, ” kızım akşam yemeğine çıkmamız gerekiyor ” dedi. Cansu’yu ‘ bu ses çok rahatlattı. Babası ve annesi hazırlanmış çıkmak üzereydi. ” Beni beklemeyin, ben size yetişirim” dedi.

BÖLÜM 2
Cansu banyoya girip ayaklarını yıkadı. Üzerine beyaz çiçekli elbisesini geçirdi. Aynada kendisine baktığında gülümsedi. Beyaz mini elbisesi vücudunu sarmış, bacaklarının güzelliğini ortaya çıkarmıştı. Hafif dönerek sırt dekoltesine baktı. Dudaklarının rujunu tazeleyip, ayakkabısını giyip, yemekhanenin yolunu tuttu.

Güneşin batmasıyla hava biraz serinlemişti. Deniz suyunun kayalara çarpma sesleri eşliğinde Cırcır böceklerinin müthiş sesleri duyuluyordu. Onları doğal bir ortamda dinlemek, muhteşem bir orkestranın tadını veriyordu. Devamlı bu sesleri dinlemek bir süre sonra insanı bıktırsa da…
Şehrin kalabalığından kaçıp ağaçlar içinde yürümek, temiz hava, mis gibi çiçek kokusu üstüne, deniz dalgasının kıyıyla muhteşem valsını dinlemek, ıtır olarak bilinen yapraklarıyla güzel kokulu sardunya çeşitleri, rengârenk menekşeler, çam ağaçlar eşliğinde yürüyordu. Her taraf tertemizdi. Bazen hafif bir rüzgâr esiyor, saçlarını yalayarak, yüzüne çarpıyordu.

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
Advert

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.