REKLAM ALANI

(160x600px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.

Sol Medya

Kapitalizmi Yıkmaya ve Sosyalizmi Kurmaya Yetenekli tek Sınıf Proletaryadır

Kapitalizmi Yıkmaya ve Sosyalizmi Kurmaya Yetenekli tek Sınıf Proletaryadır
Burhanettin YILMAZ
Burhanettin YILMAZ( tcburhanettin@gmail.com )
270
21 Ağustos 2020 - 14:58

İlkel komünal toplumlardan beri tarih, sınıf savaşımlarının tarihidir. Toplumların sınıflara bölünmüş yapısı, çağlar boyu süregelen sınıf mücadelesine ve bu mücadelelerin sonunda ortaya çıkan ilerlemelere neden olmuştur. Sınıflar arasındaki savaşım ya savaşan sınıfların birlikte mahvolmalarıyla ya da toplumun tümüyle devrimci bir şekilde dönüşmesiyle sonuçlanmıştır. Böyle bir devrimci dönüşümü sağlayacak nüveler eski toplumun bağrında gelişirler. Kapitalist toplumların devrimci dönüşümünü sağlamaya yetenekli tek sınıf proletaryadır. Bugün, yalnızca işçi sınıfı, burjuvazi ile karşı karşıya duran bütün öteki sınıflar içerisinde gerçekten devrimci sınıftır.

Öteki sınıflar modern sanayi karşısında eriyip yok olmaya mahkumken proletarya varlık kaynağınından alır; onun özel ve temel ürünüdür. Yaşamını devam ettirmek için emek gücünü satmaktan başka çaresi olmayan işçi sınıfı, kendisini daha fazla sömürmek isteyen kapitalistler ile doğal bir mücadele içindedir. Sözünü ettiğimiz doğal sürtüşmeler, kapitalizmin kriz koşullarında yaşanacak büyük kavgaların bir habercisidir. Proletarya, sınıfsız toplumun yaratıcısı olma yeteneğini kapitalist üretim ilişkilerinden alır. Daha önceki sömürülen sınıflardan farklı olarak proletarya, kapitalizmi yıkmak ve yeni bir toplumu örgütlemek için gerekli olan kolektif davranma yeteneğine sahiptir.

Kapitalizmin gelişmesiyle proletarya sadece sayısal olarak artmaz, üretim süreçlerinde daha büyük yığınlar halinde yoğunlaşır. Kapitalist üretim sürecinin kendisi, iş yerlerinde büyük bir kolektivite, uyum, eşgüdüm ve disiplin gerektirir. Üretilen her meta ya da sunulan her hizmet proletaryanın ortak çalışmasının bir ürünüdür. En ufak bir hatanın kimi zaman hatalı ürün, kimi zaman iş kazası demek olduğu kapitalist üretim modeli, işçi sınıfı mücadelelerinde görülen uyum, eşgüdüm ve disiplinin temelini oluşturur. Bu bağlamda, proletarya kolektif bir sınıftır.

Kapitalist üretim sürecinde proletarya üretimin nasıl örgütlendiğini yaşayarak öğrenir; bu, ileride kurulacak olan işçi iktidarında sosyal hayatın nasıl örgütleneceği konusunda da proletaryayı doğal olarak donanımlı kılar. Proleterler, en basit işçi hakları mücadelesinde dahi birlik olmak zorunda olduklarını hissederler. Bu açıdan, “ya birlikte ve örgütlü, ya da hiçbir şey” ikilemi, proletaryayı dişini gösterebildiği her yerde örgütlenmeye iter: Sendikalar, işçi komiteleri vs. Bu yetenek, başka hiçbir toplumsal sınıfta mevcut değildir.

Proletaryanın sosyalizm mücadelesinin tarihsel öznesi olmasını sağlayan diğer bir maddi gerçeklik de kapitalist üretim modelinde işçi sınıfının sahip olduğu merkezi roldür. Tüm hayatı var eden proletaryadır. Bu özelliği ile proletarya öyle devasa güçleri harekete geçirebilir ki burjuva devlet aygıtını paramparça edip dağıtabilir. Bunu, toplumların kader anının belirlendiği, sınıfların tüm yeteneklerinin ortaya çıktığı devrimci durumlarda, proletaryanın harekete geçirebilme kapasitesine sahip olduğu devasa aygıtlarda görebiliriz. Tüm üretim, fabrikalar, işyerleri, atölyeler, bürolar, bankalar, silah fabrikaları, demiryolları, limanlar, hava alanları, haberleşme sistemleri vb. böyle dönemlerde işçi sınıfının kontrolüne girer. Öyle ki politik kitle grevleri genelleştiği ölçüde egemen sınıfları kötürüm eder, onların iktidarını fiilen sona erdirir.

Sovyetik ayaklanma ile de kapitalist rejime son darbe vurulur. Egemen sınıf gerçek düşmanını iyi tanımakta, çeşitli ideolojik araçlarla devrim ve sosyalizm iddiasını zayıflatmaya çalışmaktadır. Bu bağlamda, insanlığın kapitalist çürümüşlükten kurtuluşunun tek yolunun sovyetik ayaklanma, işçi iktidarı ve sürekli devrim olduğu gerçeği karşısında egemen sınıfın “proletarya öldü” naraları savurması boşuna değildir. Oysa ki işçi sınıfı, sayıca ve nesnel güç ilişkileri bakımından zayıflamak bir yana daha da büyümüş, gelişmiş ve proletaryanın harekete geçirebileceği aygıtlar gücünü daha da artırmıştır. Sanayi işçilerinin sayısı küresel olarak artmaktadır. Özellikle Çin, Hindistan, Brezilya, Nijerya, Uzak Asya vb bölgelerde sadece geçtiğimiz yıllarda yüz milyonlarca yeni sanayi işçisi ortaya çıkmıştır. Bugün dünya nüfusunun çoğunluğunu proleterler oluşturmaktadır ve işçi sınıfı insanlık tarihinde hiç olmadığı kadar büyüktür; ücretli kölelik yayılmış, genelleşmiştir ve bu süreç işlemeye devam etmektedir.

Proletaryanın yok oluşunu ispatlamak adına ileri sürülen kanıtlar, proletaryanın bileşiminde meydana gelen değişimlerden başka şey değildir. Beyaz yakalı ücretlilerin ve hizmet emekçilerinin büyük çoğunluğu proletarya ailesinin bir parçasıdır. İşçi sınıfının bileşimi kapitalizmin teknolojik zeminiyle birlikte dönüşüme uğruyor, eski endüstriler ortadan kalkarken yenileri ortaya çıkıyor. Burjuvazinin akademilerinde işçi sınıfının öldüğüne dair ortaya atılan sosyolojik “delillerin” bilimsellikten ne kadar uzak olduğu ortadadır. O halde, işçi iktidarı ve dünya devrimi, maddi zemini güçlenerek devam eden, zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayan milyarlarca proleterin kazanabileceği tarihsel bir iddiadır.

 

REKLAM ALANI

(728x90px)

Esnek veya Sabit Ölçü Verebilirsiniz.
Advert

Sitemizde yayınlanan haberlerin telif hakları gazete ve haber kaynaklarına aittir, haberleri kopyalamayınız.